✦Orbital

DOSYA 04 · AÇIK SORULAR

Evrenin tuhaf
ama gerçek hikâyeleri.

Saniyenin binde birinde parlayıp kaybolan radyo sinyalleri. Tekrarı bulunamayan meşhur bir teleskop kaydı. Yıldızına bağlı olmayan gezegenler. Gizem, kanıtın bittiği yerde değil; araştırmanın başladığı yerde.

Hızlı radyo patlamalarıWow! sinyaliBaşıboş gezegenlerBilimsel gözlemler

Uzayın en garip olayları, çoğu zaman doğaüstü açıklamalar gerektirmez. Gözlem araçları beklenmedik bir sinyal kaydeder; bilim insanları kaynağını anlamak için veriyi, cihazları ve olası doğal açıklamaları yeniden inceler. Aşağıdaki üç hikâyede “henüz açıklanmadı” ile “uzaylılardan geldi” arasındaki büyük farkı da göreceğiz.

Yengeç Bulutsusu'nun beş gözlemevinden gelen verilerle oluşturulmuş renkli görüntüsü
Yengeç Bulutsusu, beş farklı gözlemevinin verilerinin birleştirildiği çok dalga boylu bir görüntüdür. Görsel: NASA, ESA ve ilgili gözlemevleri; PIA21474.

Bir anda parlayıp sönen radyo flaşları

Hızlı radyo patlamaları (FRB), radyo teleskoplarının çok kısa süreliğine algıladığı güçlü sinyal darbeleridir. Milisaniyeler içinde biterler; bazıları yalnızca bir kez görülürken bazı kaynaklar tekrar tekrar patlar. Sinyaller uzak galaksilerden gelir ve Dünya'ya ulaşana dek uzayda yol alırken frekansları yayılır. Bu yayılma, patlamanın aradaki maddeyi aşarak geldiğini anlamamıza yardım eder.

FRB'lerin kaynağı uzun süre çözülememişti. 2020'de Samanyolu'ndaki magnetar SGR 1935+2154 ile ilişkili bir radyo parlamasının gözlenmesi, en azından bazı hızlı radyo patlamalarının magnetarlar denilen son derece güçlü manyetik alana sahip nötron yıldızlarıyla bağlantılı olabileceğine dair önemli kanıt sağladı. Fakat bu açıklama, görülen tüm FRB'lerin tek bir kaynaktan geldiğini göstermez; araştırmalar sürüyor.

Bir milisaniyelik parıltı, uzak bir galaksideki aşırı uç koşulların izini taşıyabilir.Gözlenen FRB'lerin süresi ve kozmik uzaklığı üzerine

Bu radyo parlamaları, kulağımızla duyduğumuz sesler değildir. Bilim insanları radyo dalgalarının frekanslarını ses aralığına çevirerek sonifikasyon yapabilir; bu, veriyi dinlemeyi sağlar ama uzayın boşluğunda gerçekten “duyulmuş” bir ses olduğu anlamına gelmez.

Wow! sinyali: 72 saniyelik soru işareti

15 Ağustos 1977'de Ohio State Üniversitesi'nin Big Ear radyo teleskobu, Yay takımyıldızı yönünden gelen güçlü ve dar bantlı bir radyo sinyali kaydetti. Teleskopun çıktısını inceleyen astronom Jerry Ehman, sıra dışı sinyal kodunun yanına kırmızı kalemle “Wow!” yazdı; olay da bu adla anılmaya başladı.

Teleskobun gözlem biçimi nedeniyle sinyal yaklaşık 72 saniye görünür kaldı. Daha sonra aynı yönde yapılan aramalarda sinyal yeniden yakalanmadı. Kaynağı kesin olarak belirlenmiş değil. Ancak ilginç veya açıklanamamış olması, sinyalin uzaylılardan geldiğine kanıt oluşturmaz: doğal bir kaynak, Dünya kaynaklı parazit veya tek seferlik bir olay olasılıkları bilimsel tartışmanın parçasıdır. Elde olan kayıt, tek başına bunlardan hangisinin doğru olduğunu söylemeye yetmiyor.

Bu olayın asıl dersi, bilimsel ölçülülük: olağan dışı sinyali kaydetmek önemlidir; bağımsız biçimde tekrar gözlemek ve doğrulamak da en az o kadar önemlidir.

Yıldızsız gezegenler

Alışık olduğumuz gezegenler bir yıldızın çevresinde dolanır. Oysa bazı gezegen kütleli cisimler, herhangi bir yıldıza bağlı olmadan yıldızlararası boşlukta dolaşıyor olabilir. Bunlara serbest dolaşan ya da başıboş gezegenler denir. Karanlık ve uzak oldukları için doğrudan görmek zordur; varlıkları çoğu zaman önlerinden geçtikleri uzak bir yıldız ışığını kısa süreli büyüten kütleçekimsel mikromercekleme etkisiyle araştırılır.

Bir yıldızdan kopmuş gezegenlerle yıldızların çevresinde oluşmadan doğrudan oluşmuş gezegen kütleli cisimleri ayırt etmek her zaman kolay değildir. Ayrıca gözlemlenen cisimlerin sayısı, Samanyolu'ndaki gerçek toplamı anlamak için yeterli olmayabilir. Bu nedenle bilim insanları “galakside kaç tane var?” sorusuna kesin bir rakamdan çok, yeni taramalarla daralan tahmin aralıklarıyla yanıt veriyor.

Gizem nasıl araştırılır?

  • Önce sinyalin gerçekten gökyüzünden gelip gelmediği ve cihaz kaynaklı olup olmadığı denetlenir.
  • Bağımsız teleskoplarla tekrar gözlem yapılması, keşfi doğrulamaya yardımcı olur.
  • Birden fazla dalga boyu ve farklı ölçüm yöntemleri kullanılarak olası kaynak daraltılır.
  • Kanıt yetersizse sonuç “bilinmiyor” olarak bırakılır; bu, araştırmanın dürüst bir parçasıdır.

Kaynaklar ve görsel bilgisi